31.10.06

Mission



"Here is a test to see if your mission on earth is finished. If you are alive, it isn't."


Francis Bacon

30.10.06

29.10.2006-Bianca

Sevgili Bianca, 16 yıllık yaşamının sonunda huzurla aramızdan ayrıldı. Onunla geçirdiğim unutulmaz güzel yıllar boyunca, sevgiyi koşulsuz yaşadığım, beraber büyüdüğüm ve kalpten iletişim kurduğum ender varlıklardan biriydi...şimdi en sevdiği bahçesinde, kulübesinin yanında yatıyor...
Hayatımda var olduğun için çok şanslıyım Biancam...gittiğin yerde mutlu ol...

28.10.06

Bayram sonrası Ilgaz ve Kastamonu





































Ilgaz ve Kastamonu'da sevgili dostum Emine ile geçirdiğimiz güzel zamandan arta kalanlar...
Devamı için Photos from Fuliyama'yı tıklayabilirsiniz:)

19.10.06

19.10


Bu arada az önce unuttum bişey söylemeyi: İyi doğdun sevgili Arditto!


Bugün sınıfdaki bir öğrencimin arkadaşı da doğum yapmış ve başka bir öğrencimin de doğum günüymüş! Biz 19 çocukları çoğalıyoruz git gide:)

Art as Spiritual Activity



Şu sıralar, Michel Howard'in, Rudolph Steiner'in ders notları üzerinden yazdıı "Art as Spiritual Activity" adlı kitabına bakıyorum. Özellikle formların ve görsel ilişkilerin, insanın ruhsal yanını nasıl etkilediini ve sanatsal yaratıclığın, ruhsalığı nasıl dile getirdiini, ortaya çıkardığını anlatan, ilginç bir kitaba benziyor. Kitaptan, konuyla direkt ilgisi yokmuş gibi gözüken, ama aslinda ilgili olan bir alıntıyı paylaşmak istedim:

(acaba daha önce bu alıntıyı yazmış mıydım buraya diye de bi soru geldi şu an aklıma, bu hafızayla daha ne kadar yol alırım bilinmez :))


Freedom is not a fixed state, given or achieved once and for all; freedom is an ongoing spiritual activity, won anew in each circumstance.
p.56

17.10.06

To know to love


Bugün bu blog'a bakan tüm dostlarım, hergün yeni başlayan bir sayfa. Hergün önümüzde sonsuz seçeneklerin olduğu bir yolculuk. Ve herşey seçimlerimizin sonucu. Bazı sabahlar gözlerimi açınca, yaşadığım için, dünya oyununda var olduum için, sevdiklerimle çevrili, sağlıklı ve mutlu olduum için, beni geliştiren seçimlerim için ve hergün bana yeni bir şans verildii için, büyük sevinç ve cosku duyuyorum.
Bugün de, sizlerin, hergün yeniden yazılan bu bembeyaz sayfaya, kalbinizin arzusunu yerleştirmenizi, ve tüm dileklerinizin gerçeğe dönüşmesine izin vermenizi istiyorum. Hepimizin içinde sahip olduu sonsuz güçle temas halinde olduumuz, sevgi dolu, güneşli ve güleryüzlü bir gün sizinle olsun...
Sabah sabah çekmecemde unutmuş olduum bir CD deki çok sevdiim eski bir parçayı da eklemeden geçemeyecegim. Fransızca bilen dostlarıma hitap etmek zorunda kaldıım bu parça, sevmeyi bilmek hakkında..
.
To know to Love/Savoir Aimer
Savoir sourire,
À une inconnue qui passe,
N'en garder aucune trace,
Sinon celle du plaisir
Savoir aimer
Sans rien attendre en retour,
Ni égard, ni grand amour,
Pas même l'espoir d'être aimé,
{Refrain:}
Mais savoir donner,
Donner sans reprendre,
Ne rien faire qu'apprendre
Apprendre à aimer,
Aimer sans attendre,
Aimer à tout prendre,
Apprendre à sourire,
Rien que pour le geste,
Sans vouloir le reste
Et apprendre à Vivre
Et s'en aller.
Savoir attendre,
Goûter à ce plein bonheur
Qu'on vous donne comme par erreur,
Tant on ne l'attendait plus.
Se voir y croire
pour tromper la peur du vide
Ancrée comme autant de rides
Qui ternissent les miroirs
{Refrain}
Savoir souffrir
En silence, sans murmure,
Ni défense ni armure
Souffrir à vouloir mourir
Et se relever
Comme on renaît de ses cendres,
Avec tant d'amour à revendre
Qu'on tire un trait sur le passé.
{Refrain}
Apprendre à rêver
À rêver pour deux,
Rien qu'en fermant les yeux,
Et savoir donner
Donner sans rature
Ni demi-mesure
Apprendre à rester.
Vouloir jusqu'au bout
Rester malgré tout,
Apprendre à aimer,
Et s'en aller,
Et s'en aller...
Florent Pagny

12.10.06

5 Vakit



Dün okulu asıp kendime bir GÜN ayırdım. Ne iyi etmişim meğer. Kendimle baş başa kalmayı (yalnız diil), birşeyler yapmayı, ne çok özlemişim. Ankara'daki en güzel mevsim olan sonbaharda, hafif yağmur kokan sokaklarda avare gezinmeyi, kendilerini bir çeşit karşı konulamaz hıza kaptırmış insanları YAVAŞCA izlemeyi, yogadan sonra vücudumun tatlı yorgunluğuna kendimi bırakıp, sessizce bankta oturmayı, gözlerinden ışık akan bir dostla sohbet etmeyi, ve şekerli bir yağmurdan kaçarken, çat kapı bir filme girmeyi, ne çok özlemişim. Koskoca salonda, tek bir yabancıyla, seyrettiğim Beş Vakit, görüntülerinin içinde kaybolduğum, etkileyici bir film. Her ne kadar filmi daha önce görmüş olan dostum Arda, filmde Türk kimliği havasının yok olduğunu, sanki filmin bir ispanyol köyünde çekildiği izlenimi verdiğini haklı olarak söylese de, ben filmi çok başarılı buldum. Çünkü evrensel insan olgusunu, az ve öz konuşmalar eşliğinde, ve sözlerden daha etkili panoramik görüntüleri sayesinde çok iyi vermiş bir film. Belki de, her zaman yaşamayı hayal ettiğim bir doğanın içinde geçtiği için bu kadar etkiledi beni...ama sonuçta başka bir dünyaya yaptığım bu 2 saatlik yolculuktan, tüm duyu organlarım etkilenmiş ve ruhum beslenmiş olarak çıktım diyebilirim gönül rahatlığıyla. Filmi izlemeyenlere hararetle tavsiye ederim sizin anlayacağınız:)
Not: Görüntüler ve detaylı bilgi için linke bakabilirsiniz



10.10.06

Yılın fotosu


Ders arası geveziliğindeydim...birden sevgili dostum Ferit'in göndermiş olduğu resim gözüme çarptı. (Biraz küçük üzerine tıklayıp bakın). Yılın fotoğrafı seçilmiş (kim seçmiş bilmiyorum):)

9.10.06

Perception



At the Edge of All Thought


Has it ever happened to you - I am sure it has - that you suddenly perceive something, and in that moment of perception you have no problems at all? The very moment you have perceived the problem, the problem has completely ceased. Do you understand, sirs? You have a problem, and you think about it, argue with it, worry over it; you exercise every means within the limits of your thought to understand it. Finally you say, 'I can do no more.' There is nobody to help you to understand, no guru, no book. You are left with the problem, and there is no way out. Having inquired into the problem to the full extent of your capacity, you leave it alone. Your mind is no longer worried, no longer tearing at the problem, no longer saying, 'I must find an answer'; so it becomes quiet, does it not? And in that quietness you find the answer. Hasn't that sometimes happened to you? It is not an enormous thing. It happens to great mathematicians, scientists, and people experience it occasionall
y in everyday life. Which means what? The mind has exercised fully its capacity to think, and has come to the edge of all thought without having found an answer; therefore it becomes quiet - not through weariness, not through fatigue, not by saying, 'I will be quiet and thereby find the answer.' Having already done everything possible to find the answer, the mind becomes spontaneously quiet. There is an awareness without choice, without any demand, an awareness in which there is no anxiety; and in that state of mind there is perception. It is this perception alone that will resolve all our problems.


Khrisnamurti

6.10.06


To Learn

"Everywhere, we learn only from those whom we love."

Goethe

Bugün dersten çıkınca şöyle düşündüm: Bu dersi öğrencilere nasıl sevdirebilirim?
Ne hissettiklerini anlamam çok zor
bazen sıkılıyorlar, bazen eğleniyorlar, bazen de merakla ve sessizce izliyorlar anlatıklarımı.
Hoca olmak ne zor bir dengeymiş meğer. Bir başkasına birşeyler aktarmak, bildiklerini paylaşmak değilmiş sadece,
sevdirmekmiş bilgiyi, düşünmeyi, ve yeri geldiğinde de kendini...

5.10.06

Perfect Day

Sabah sabah, semt servisinde güneş yüzüme vururken, cep telefonumum radyosundan bana eşlik etti "Perfect Day". Anın içinde olunduğunda, her gün mükemmel, her görüntü özel, her detay önemli oluyor. Yalnızca günün tadını çıkararak, kendini "an" a bırakanların şarkısını paylaşmak istedim, her günün mükkemmeliğini anımsa(t)mak bağbında...
Just a perfect day,
Drink Sangria in the park,
And then later, when it gets dark,
We go home.
Just a perfect day,
Feed animals in the zoo
Then later, a movie, too,
And then home.
Oh it's such a perfect day,
I'm glad I spent it with you.
Oh such a perfect day,
You just keep me hanging on,
You just keep me hanging on.
Just a perfect day,
Problems all left alone,
Weekenders on our own.
It's such fun.Just a perfect day,
You made me forget myself.
I thought I was someone else,
Someone good.
Oh it's such a perfect day,
I'm glad I spent it with you.
Oh such a perfect day,
You just keep me hanging on,
You just keep me hanging on.
You're going to reap just what you sow,
You're going to reap just what you sow,
You're going to reap just what you sow,
You're going to reap just what you sow...
LOU REED

4.10.06


Observing

Observing thought

I must love the very thing I am studying. If you want to understand a child, you must love and not condemn him. You must play with him, watch his movements, his idiosyncrasies, his ways of behavior; but if you merely condemn, resist or blame him, there is no comprehension of the child. Similarly, to understand what is, one must observe what one thinks, feels and does from moment to moment. That is the actual.
Khrishnamurti

3.10.06