29.5.07

Kiki



Geçen hafta Miyazaki filmleri festivaline gittim. Ve iki çok güzel film izledim. Aralarında "Kiki" beni en çok etkileyen oldu. Hayatına yepyeni bir yön veren bu tatlı küçük cadı ile ister istemez kendimi özdeşleştirdim:) zira benim de yelkenleri değiştirmeme çok az kaldı! İşte filmin güzel parçalarından biri:
My heart is ready to beat
I can feel the wind underneath my feet
I'm gonna jump over the moon.
Hands in the air waving up like a balloon.
I'm free as a bird.
Lost in the stars and waving down to earth.
Don't know where I'm gonna land.
But you gotta wobble before you stand.
I'm soaring
All alone and on my own
I'm soaring
And I know my heart will lead me home
Just look in my eyes
Can't you see I'm not the same today
I can see farther now
Stepped off the edge and making my own way
Don't know where I'm gonna land
But you gotta wobble before you stand
I'm soaring
All alone and on my own
I'm soaring
And I know my heart will lead me home
Lyrics translated by Gabriella

18.5.07

L'autre

Luc Delahaye'in L'autre (Öteki) adlı fotoğraf serisi yeni oyuncağım:) Paris metrosunda, gizli kamerayla (yani kuralları yıkarak) çektiği bu yüzler serisi, kendi alanının, sınırlarının dışına çıkmaktan kaçınan ve karşısında oturan "öteki" ile gözgöze gelmekten sakınan, (bakışsız?) ya da olmayan bir yere bakan, insanlarla yüzyüze getiriyor bizi. Fotoğrafçının kendisi bu yüzler için bir "öteki" olurken, çaktırmadan çektiği bu donuk yüzler, bizim için ötekinin ulaşılmaz sınırlarını çiziyorlar. Hem çok yakın, hem de çok uzak bir ilişki bu. Hem bir adım mesafede, hem de bir ufuk kadar uzakta. Insan ilişkilerinin garip paradoksu.Bakalım sizler ne bulacaksınız, hangi hikayeleri "clik" leyecek bu imgeler, kafanızdaki...

14.5.07

Change


"To exist is to change, to change is to mature, to mature is to go on creating oneself endlessly."

Henri Bergson

11.5.07

Truth is always new

Truth is always new, therefore timeless. What was truth yesterday is not truth today, what is truth today is not truth tomorrow: truth has no continuity. It is the mind which wants to make the experience which it calls truth continuous, and such a mind shall not know truth.
Truth is always new: it is to see the same smile and see that smile newly, to see the same person and see that person anew, to see the waving palms anew, to meet life anew. Truth is not to be had through books, through devotion or through self-immolation, but it is known when the mind is free, quiet; and that freedom, that quietness of the mind, comes only when the facts of its relationships are understood. Without understanding its relationships, whatever it does only creates further problems. But, when the mind is free from all its projections, there is a state of quietness in which problems cease; and then only, the timeless, the eternal, comes into being. Then truth is not a matter of knowledge, it is not a thing to be remembered, it is not something to be repeated, to be printed and spread abroad.
Truth is that which is; it is nameless. And so, the mind cannot approach it.
Khrishnamurti
Collected Works, Vol. VI - 135

10.5.07

Hope


Everytime we board a ship we take a leap of faith. Who knows if we will be drowned? And so it is with love. Nothing is gained through certainty. All affairs turn upon hope.
Rumi- Mathnawi III, 3083
Artist: Melanie Delon

6.5.07

Teşekkürler Jülide

Evet sürekli foto ekleyip duruyorum bloğuma farkındayım:) Ama son zamanlarda Ankara'daki güzel anların tadını çıkarmak ve yeni hayatıma başlamadan önce belki de bu anların izini bırakmak istedim. Jülide'nin güzelim evinden, bir pencere açılmış, arkasından da hayal meyal 3 surat bakıyor yine!
(Cebin kamerasına anca bu flu ve net arasındaki geçiş "an" ı yakalanmış, buna da şükür:)

5.5.07

Mayfest 2007

Bir mayıs festivalinin daha sonuna geldik:) Benim için tam son oldu bu! Güzeldi ama, herzaman ki gibi dolu dolu

1.5.07

Tagore

Sevgili Nilü'nün bloğundan enfes bir alıntı...
"Düşünüyorum da,sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,naif yönlerimizin keşfedilmesi,cesaretsizliğimizin anlaşılması,korkularımızın paylaşılması,sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.Istiridyeler, deniz minareleri, midyeler,kirpiler ve kaplumbağalar gibi.Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?Yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?Duygularimizi bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.?Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz?Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,korkaklığımı, sevgi isteğimi en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce.Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.O da çözülecek belki.Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.Oysa bir görebilsek bunu.Kalmadı böyle insanlar demesek.Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.Kırılmaktan korkmasak..incinsek, yaralansak.Ne olur bir darbe daha alsak.Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.Denesek.Risk alsak.Yanılsak.Fark etmez.Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.Ve kucaklaşsak yeniden.Tıpkı eskisi gibi.Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.O zaman fark edeceğiz.Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.Neler biriktirdiğimizi,kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.Yaşadığımız cografya zor, şartları ağır.Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.Sevgiye çok ihtiyacımız var.Ufukta kara bir kış görünüyor.Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.Kurtulun bu yükten.Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.Hem hepimiz bir yıldızız.Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi."
Tagore