30.9.07

Beauty


In understanding what beauty is, we shall know love, for the understanding of beauty is the peace of the heart.

Khrishnamurti-Life Ahead

Wait and Wonder



I heard somebody clipped your wings and let you fall

I heard somebody sold you lies you bought them all

Yet in every broken dream there is love

That is strong enough to heal the deepest hurt


If we wait and wonder give to fait our surrender

Do we fly like a bird upon a breeze

And its all in the story from the pain to the glory

To regain to rebuild our dignity...and I believe..


That if you are hiding in the dark no one will see

All the beauty that you are and all you can be

You've gotta hold your head up and spread your wings

You've gotta celebrate your life and don't give in


So let the rain fall down, and let the thunder rage

Just keep looking up and you'll leave the ground


If we wait and wonder give to fate our surrender

Do we fly like a bird upon a breeze

And it is all in the journey every fall means you are learning

If that's all then it's good enough for me

So when you'll tell your story make it full of love and glory

And make sure it's the best that in can be...


Fly like a bird...


Bliss/ Wait and Wonder

23.9.07

Yolculuk

Ufukta bir yolcu
Gülümseyen renkler

Balıkçı kayıkları, Bostanlı

Bizimle müzik dinleyen Bostanlı ağacı


Karşıyaka Yunusları


Kemeraltı, Eugene Atget'ye saygı


Kale kapısı



Kadifekale, kuşun gözlerinden puslu birkaç kare


"Yolculuğa çıktığın zaman, yeniden doğumu yaşarsın. Yepyeni durumlarla karşılaşırsın, gün daha yavaş geçer ve çoğu yolculukta insanların konuştuğu dili bile anlamazsın. O yüzden döl yatağından yeni çıkmış bir çocuk gibisindir. Çevrendeki şeylere çok daha fazla önem vermeye başlarsın, çünkü varlığını sürdürmen onlara bağlıdır.Farklı durumlarda sana yardımcı olabilecekleri için başkalarına daha açık olmaya başlarsın. Ve tanrılardan gelecek en küçük bir kayırmayı, ömür boyu unutulmayacak bir olay gibi, büyük bir sevinçle karşılarsın."

Paulo Coelho, Hac



Büyük bir sevinçle karşıladık bu günü ve yolumuza çıkanları. Her gün bir yolculuk fırsatlarla dolu. Her şehir binbir şehir, binbir masal dolu, yeter ki bakmasını bilelim.

20.9.07

19.09.2007




Nereye giderse gitsin insan
Kabul ederse evreni kalbine
Tüm yıldızlar parlar gözlerinde
Gülümseten süprizler gelir bulur onu
Sevdiklerinin eşliğinde
Beni yalnız bırakmayan tüm dostlar
Kalbime dokundular sonsuz biçimde
Doğuduğum günde,
Yeniden doğuyorum yaşama
Sizler eşliğinde
Teşekkürler hepinize
Uzakta, yakında, nerede olursanız olun
Benimlesiniz biliyorum, hep olduğunuz yerde...
kalbimde.


17.9.07

Park



Evimin arka penceresinden görünen parktan bakıyorum ilk defa genişlemiş ufka, bana bakanların mekanından rüzgar eşliğinde selamlıyorum küçülmüş penceremi ve ardındakileri

16.9.07

Yakalan(an)lar


Gülümsemek taa içten gelen, kocaman bir ışık...ansal yakalanan...bu en son fotoğrafta, arkadaki çaycı misafir olmuş (an)ımıza belli belirsiz...ve anların geçiciliğini, durağan bir pozda hatırlatmış bize...

Yeni boyutlarda kaybolurken








Kardıçalı Han


Çakaloğlu Han

Bir sanat festivalinin peşinden koşarken, tarihin içinde başka bir boyutta asılı kalmış mekanlara daldık bu haftasonu. Bilgen, Ferit ve ben, gülümsemelerimizi bıraktığımız karelerin yanı sıra, kayboluşumuzun izlerini de yansıtmış olduk, yeni keşfetmeye başladığım bu şehre...



13.9.07

Gece


Denizin dalgaları, arabalarla aynı yöne gidiyor. Dinlendirici bir müzik bu ritme eşlik ediyor. Penceremde oturmuş, sabırla günün bu ufuktan batıp başka ufuklardan doğmasını bekliyorum. İçime egemen bir sessizlik...sözlerin eksikliğinden değil, herşeyin bir akış oluşunu bilişimden kaynaklanıyor...sadece renklerin konuşmasına izin veriyorum...gerisi anlamsız gürültülere dönüşüyor, mırıldanan bir kedi gibi, kendi iç sesimin sözcükleri yok oluyor, sadece renkleri kalıyor anlamların...

12.9.07

9.9.2007








İzmir kurtuluşunu kutlarken, gün batımında yola çıktık Ferit'le ve hiç yorulmadan yürüdük bir iskeleden diğerine...bu güzel şehri bir dostla paylaşırken, hep buradaymışım hissi doğdu içime...


9.9.07

Artist: Eugenio Recueno (see link)

8.9.07

Bir akşam vakti





Bir akşam vakti, öylesine yola düştüm, evimin baktığı sahilde. Gün arkamdan batıyordu sessizce. Kulağımda müzik, önümde upuzun bir şerit, durmaksızın yürüdüm gidebildiğim yere.
Bacaklarım uzadı, bir adımda aşabilmem için koca şehri:) Rüzgar tokatlıyordu yosun kokan denizi. Dayanamadı deniz, sıçradı yanağıma bir öpücük kondurdu izinsizce...

Things to come



Sakin bir gün, hava rüzgarlı, sokak gürültüsü az, insanlar telaşsız, ben hayaleperestce ders hazırlıyorum. Deniz önümde dans ediyor martılarla. Karşıma iki cümle çıkıyor ansızın, buraya yazarken daha iyi anladığım.


The humanbeing as a manifestation of the supreme spirit or the source of life "performs what he is given to do." in the consciousness of I as myself can do nothing. The artist becomes a transparency through which the creative principle operates.

Herbert Bayer, 1979.
Image: Things to Come, Herbert Bayer. c. 1938.

5.9.07

Some inside





Emlakçı reklamı gibi oldu(!) ama merak edenler için bunlar da evin içinden bir kaç kare:)
Yazlık bir havası var şimdi farkettim:)



3.9.07

Ayos Agapi

Her önün bir arkası vardır. Evimin arka penceresi ise binaların arasına sıkışmış "Susuz Dede" parkı denilen minik bir tepeye bakıyor. Oturduğum mahallenin, yani Göztepe'nin adının "Göz"gibi yuvarlak olan bu tepeden geldiği söyleniyor. Rumların zamanında ise bu tepenin adı "Ayos Agapi", yani sevgililer tepesi olarak anılmaktaymış. Şimdi "Susuz Dede"olarak anılmasının nedenine gelince, burada susuzluktan ölen bir ermişin yatır mezarının bulunduğu rivayet ediliyor. Cuma günleri insanlar buraya adak adamak için geliyorlar. Tepenin yan tarafı ise eskiden taş ocağı olup, içinde pek çok mağara barındırıyor. Ney yazık ki, park biraz bakımsız bırakılmış ama yine de Ankara'nın bol yeşiline alışmış biri için buraya denk düşmem büyük şans:)




2.9.07

Yeni bir pencere



Yepyeni bir pencereden tekrar merhaba yaşama. Yıllarca baktığım manzara birden değişti, artık deniz oldu, hep istediğim gibi oldu..maviliklerde kaybolmayı özlediğimi unuttuğum anda oldu...
İzmir'deki yeni penceremden artık gün batıran mavi bir ufka bakıyorum. İçimde bir özgürlük rüzgarı, yenilerin heyecanı, sözlere sığmayan bir titreşim ile yeni bir hayata adım atıyorum....
6. kattan aşağıya baktığımda, ışıklar geçiyor ve aydınlanan gölgeler, insana dönüşüyor.
Bu kenti sevdim. İnsanları doğal, ve en önemlisi de gülmesini biliyor. Yüzleri hep aydınlık, denizden mi, havadan mı, yoksa coğrafyadan mı, bilmiyorum. Ama çöl insanının içine kapanıklığı ve sessizliği yok burada. Onun yerine, cıvıl cıvıl, sabırsız, belki biraz kendini beğenmiş ve belki de kendini sevebildiği için içtenlikle gülen insanlar var. Ben onların arasında, köklerimin ruhunu taşıyan sessiz ve dingin halimle farklı kalsam da, yine de beni sıcaklıkla karşılayan bu şehirde, farklı bir huzur buluyorum gizlice...