25.7.11

Bir yılın ardından Assos....
















3 güne sığmayacak kadar yoğun bir kaçamakla, birinci yılımızı doldurduk:) Assos ve çevresi, muhteşem manzaralar, gün batımları ve nereye gidersek gidelim karşımıza çıkan güzel insanlar, hayvanlar ve tabiat ana sayesinde gözkamaştırırken, tepenin sonundaki Athena tapınağında yeninden kutsanıp döndük yuvaya....

22.7.11

Bekliyorum


Bekliyorum.
Etrafımda olan bitene müdahele etmeden bekliyorum.
Sessiz ve meraksız,
Sakin ve pervasız
Durup beklemeyi
Öğretti bu hayat bana.
Sıkılmak şöyle dursun,
Kendimi köklerini derine salmış
Bir ağaç gibi hissediyorum
Bekliyorum.
Neyi beklediğimin bir önemi olmadan.
Hayatın bana sunduklarını izlemek için
Bekliyorum.
Bekleyişimdeki sessizlikte büyüyor gökyüzüne uzanan kollarım.
Ve binbir boyut aşarak dokunuyor uzaklara.
Bekliyorum, harektesizce, öylesine var olurcasına
Gitmek için değil, durmak için ve
Kendimde son bulmak için
Bekliyorum.

6.7.11

Yeni keşfettiğim genç bir fotoğrafçı....


Hayran kalmamak elde değil...
http://www.serkangunes.com/

5.7.11

Halil Cibran'dan...




Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
Halil Cibran


Resim: Bryce Brown, 2007

Komik ve spontan bir öğle arası:)

Bugün "hadi" dedik iş arkadaşlarımla, "öğle arası Güzelbahçeye gidip balık ekmek yiyelim!" Atladık arabaya doğru bizim eve yakın salaş balıkçıya. Deniz kenarında plastik beyaz masalara oturduk, ekmek arası balık ve şalgam sularını söyledik, afiyetle yerken bizim yörenin meşhur rüzgarı başladı. Püfür püfür, üfür üfür eserken paat diye benim şalgamın şişesini devirdi, açık renk pantalonumun üstüne döktü! Pantalon oldu sana kasap önlüğü:) Neyse ki eve çok uzak değildik, hep beraber bizim eve gidildi, arkadaşlar kedi severken ben üzerimi değiştirdim, pantalonu makineye attım, biraz sohbetten sonra arabada şen şakrak şarkı söylereyek okula geri döndük. Komik bir öğle arasıydı:)Sürreel ve tutarsız:)Bunu niye yazdın derseniz, günün sözü ile bağdaştı da ondan:

Kararlarla yaşayan kişi asla özgür olamaz. Her zaman geçmişle sınırlandırılmıştır çünkü karar geçmişte alınmıştır. Gelecek için karar alamazsın çünkü gelecek bilinemez ve karar ne olursa olsun geçmişle sınırlandırılmıştır. Şimdide geçmişe bağımlı değilsindir. Yaşamak için özgür olursun. Bu sana olan her şeyi yaşamak, oynamak ve olmak anlamındadır. Bu, güvencesizliktir. Osho

1.7.11

Tarihe yolculuk


Dün gece, Antik Efes'in antik tiyatrosunda, antik bir yunan oyunu izleme şansı bulduk.Inanılmaz büyülü bir atmosferde, sanki zaman yolculuğu yapıp binlerce yıl öncesinde yaşamış Sofokles'in "İz Sürücüler" oyununu, yunanlı bir tiyatro ekibininin, Anagnosis'in sahneleyişiyle izledik. Oyun, mitolojideki sayısız bilgelik mesajı içeren hikayelerden biriydi ama bu sefer hicivsel bir dille ve bilge tanrılarla dalga geçen bir tonla yazılmıştı. İşin güzel yanı o dönemin koşulları ile sahneye konulmuştu..sanki o dönemdeki izleyici ne izlediyse biz de onu izledik hissini iyi veriyordu...Bizimle beraber en üst basamakta oturup oyunu baştan sona izleyen bir sokak köpeği, dikkatimizi çekti. Oyun bitince o da bizimle beraber çekip gitti:)