29.11.11

Zaman

Derse girmeme yarım saat kala, uğrayasım geldi bloğuma. Hava güneşli ama serin tıpkı değişen ruh hallerim gibi. Yine de epeydir içimde sabit olan bir düşünce/his/biliş var. Hayatın beni sürüklemesine ne kadar izin vermeliyim sorusu bu. Bu sabah okuldaki aheste asansörün içindeki aynada kendime baktığımda yankılanan bir soru. Bu kadar koşuşturma, bu kadar fazla aktiviteye bölünme neden? Nedir kovaladığım, tatmin olmadığım, yetinmediğim? Nedir bana dar gelen, ya da kaçırmaktan korktuğum? Neden işimin ve uğraşlarımın beni bölüp parçalamasına izin veriyorum?

Sevmediğimden değil, çok seviyorum işimi, öğrencilerimi, iş arkadaşlarımı, çalıştığım ortamı, hobilerimi, ama neden bu kadar çok şeyi aynı anda yaparken buluyorum kendimi? Neden ajandamda her sayfa dolup taşıyor, neden bir ajandam var? Yaptıklarım çok mu vazgeçilmez? Neden daha fazla yerine, daha az olmasın hayatım? Az ve öz, sindire sindire yaşamak istiyorum herşeyi. O aktiviteden bu aktiviteye, o kurstan bu kursa, o işten bu işe koşturmak yerine, durup, sadece bir iş/tutku/uğraş ile uğraşıp onunla mutlu olmak nasıl oldurdu? Tıpkı eski çağlarda olduğu gibi, usta çırak ilişkisinde olduğu gibi, o gün sadece bir uğraşta derinleşsem, yüzeyde dolanmak yerine, bir şeyden diğerine atlamak yerine, tek bir şeyin derinine insem, tek bir şeyin ustası olsam, ama başka hiçbirşey bilmesem/yapmasam nasıl olurdu? Günümüz yaşantısında buna olanak var mı?

Kaz dağlarında misafir olduğumuz evin sahibi hanımın sözleri geliyor aklıma: "Herkes dünyasını büyütmek derdinde, ama buraya dünyasını küçültmek isteyenler gelip yerleşebilir ancak" demişti. Eşimle çok düşünmüştük bunu, yapabilir miydik böyle bir küçültmeyi? Hayatımıza doldurduğumuz onca şeyden, ki buna arkadaşlar da dahil, vazgeçebilir miydik? Bilmiyoruz. Ve sanırım denemeden de bilemeyiz.

Ama bugün bunları buraya yazıyorsam vardır bir hikmeti. İçimdeki kase dolup taşmaya başlamış demek ki. Bir iç sinyal bana yavaşlamamı fısıldıyor belli ki:) Birazdan anlatacağım dersin konusunun "Zamanı betimlemek" olması da ilginç tabi:) Resmedince zamanı, akışı, hareketi; dondurunca akıp giden yaşamın içini, durup gözlemlemeyi öğreniyoruz belki...

Sevgiyle güzel bir gün diler, içimdeki kızılderili...

21.11.11

Bugün ne öğrendim

Epeydir düşünüyorum da, hayat bu kadar hızlı akıp giderken ve biz de durup soluklanmayı unuturken, aslında pekçok şeyi fark edemiyoruz, idarkına varamıyoruz. Oysa insan her gün, bir kaç dakikasını, günün içinde hangi deneyimlerin ona ne gösterdiğine ayırsa, ve düzenli olarak bunu yapabilse, belki daha farkındalık dolu bir yaşam sürer. Ben de bugünden itibaren elimden geldiğince bunu yapmak istiyorum ve işte "bugünle" başlıyorum (gerçi gün henüz sona ermedi ama benim mesaim bitmek üzere):

Bugün farklı insanlarla iletişimin dikkat, çaba ve sabır gerektirdiğini ve sabırsızlığın, gerçek olanı görmemizi engellediğini öğrendim.

Ayrıca, birden çok işi aynı anda yaparken, her birinden ödün verdiğimizi ve bazı şeyleri yarım yamalak yapmak yerine hiç yapmamamızın aslında enerjiyi daha iyi bir şekilde kullanmak olduğunu öğrendim.

Son olarak, bir insanın içindeki potansiyeli kendisine keşfettirmenin en iyi yolunun, arada bir ona daha önce hiç yapmadığı şeyleri yaptırtmak olabileceğini öğrendim.

İşte böyle:)