12.7.12

Yunusun selamına...

Istanbul yine beni benden aldı, 3 gün boyunca götürdü sonsuz diyarlarına. Özlediğimi oraya gidince fark ettirdi bana. Bu kadar zengin çünkü tezatların birlikteliğinde var olan, bu kadar sürprizlerle dolu çünkü tüm olasılıklara açık bir şehr-i diyar...Gün batımında sahilde otururken bir dostla, ansızın bir dalga oluştu yanı başımızda, bir de baktık yunus'un biri gelmiş taa en yakınımıza, sessizce selam edermiş yaşlı ruhumuza. Şaşkınlık ve sevinç içinde bakarken, dalgaların içinde bir yok olup bir var oluşuna, inandık içimizi kaplayan yoğun sevginin, ondan bize bir armağan oluşuna... İsmini bilmediğimiz yunusa...

6.7.12

"Fuu"'ya

Eskiden şiir yazmasını ne çok severdim... Çünkü yalnız yaşar idim. İnsan yalnızlığından öyle çok beslenir ki, Ama nedense göremez o anda bunun değerini. İçimde bazı şeyler birikti biliyorum. Hangi varoluş biçimine bürünüp çıkacaklar kimbilir, merak ediyorum. Ve şu anda yazdıklarımı ilk defa kendime ithaf ederken, Sadece kendim için bir şiir dokuyorum. Hayatımdaki tüm deneyimlerin geçip gidişine göz yumarken, Geriye kalanın yazılarımdan bana baktıklarını biliyorum. Yazmak ne güzel bir lütuftur insana verilmiş. Değerine saygıyla eğilip, önünde diz çöküyorum. İçimdeki sessizliğin huzurunda. Kendimi kendime anlatıyorum. Her canlıyla kurduğumuz ilişkinin özünde bu yatmaz mı zaten diye, sormadan edemiyorum... Ve uğulduyor kapılarıma çarpan rüzgar. Fısıldıyor kulağıma yansıyan duygular. Bilinmeyen uzaklara yolculuk yapıyor düşüncelerim. Bedenimin de ona eşlik etmesini sabırla bekiyor. Ve biliyor ki herşey vakti zamanında vuku bulur. Tıpkı yazmak gibi. Ya da ölmek. Ve yeninden doğmak, sonsuza dek... İçimdeki Rüzgara...