6.2.13

Yüzleşmeler

Her istek, kendinle yüzleşmedir aslında. Birşeyi isterken, kalbinle mi, zihninle mi hareket ettiğini sana hatırlatır her yüzleşme. İşimde bu kadar mutsuz olup, asice yakıp yıkarak ve herşeyi kestirip atarak kaçmaya hazır bir ruh haline bürünüşümü, önce kalbimin sesini dinlemek olarak yorumlamıştım. Şu an ise bir yüzleşmeden kaçış olduğunu düşünüyorum. Otorite figürlerine duyduğum öfke ve kimsenin kölesi olmama isteğim yüzünden, kendi kendime çizmiş olduğum sınırlarımı, ne zaman yukardan bir olay yıksa, çılgına dönüp öfkeye sarılışım, aslında, görmek istemediğim birşeyden kaçış olabilir mi? O her ne ise, onu görmeden bir adım atmak istemediğimi , onunla yüzleşip, onu bırakmadan yeni bir yola sapmak istemediğimi farkediyorum bugün. Onu gördüğüm ve kabullendiğim an herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu da görmüş olacağım sanırım:) "Relax, you are in the stress free zone" diyor "Moods of the Moon" radyosunun spikeri. Her insanın içinde böyle bir alan var biliyorum. Stresten etkilenmeyen bir alan. O alanı bulamadığımızda herşeyi yakıp yıkan bir enerjiyle hareket ediyoruz. Bulduğumuz da ise, "herşey sadece bir oyun ne kadar da kasmışım gereksiz yere" diyoruz. Bu iki söylem arasında dalgalanırken zihnimiz, ruh bizi izliyor, yargısız, sorgusuz ve sualsız. Bu sabah ruhunu unutan herkes için olsun bu yazı... Sevgiyle Fu