Kayıtlar

Karaburun Tepeleri

Resim
Yine dağlardayız. 1200 metreye varan Karaburun yarımadasının tepesine doğru yolculuktayız. Yer yer başka bir gezegenin yüzeyini andıran ıssızlık, yer yer, bize veda eden günün tepelere bıraktığı renk çümbüşü eşliğinde, tatilimizin son günlerinde doğaya şükranlarımızı sunarız:)

Bilmek ya da Bilmemek..

Resim
Bilmemek. Ne büyük bir lütuftur şu meraklı insanoğluna. Sonsuz tahminler ve varsayımlar arasında yorgun düşen zihinlerin Uykuya daldığı mağaradır, bilinmeyen. Her insan kendi içindeki deniz kadar, bildiğini var sayar Hayatı ve içindekileri. Bazen bildiğini sandığına öyle bir tutunur ki, elleri acır ve unutur kalbinin sesini. Neyseki, en derinindeki denizde saklı olan mağarada Sığınacağı bir bilinmeyen olduğunu hatırlar. Ne zaman yorulsa bilmeye çalışmaktan, Kendini onun kollarına atar, Ve tatlı bir uykuya dalar. Rüyasında, uzun bir uykudan uyanırken, Varoluşun içine akar. Bildiği ama unutmayı seçtiği başka demlerde Kendini yeniden anımsar. Ve tekrar unutmak için uyanır Bilinmeyene. Muzip bir kediden çaldığı merakı Bilmek ve öğrenmek için kullanır hep Oysa ki bilmek, bilmeyi sanmaktan öte değildir. Ne de yaşamak, ölmekten öte...

Bir yılın ardından Assos....

Resim
3 güne sığmayacak kadar yoğun bir kaçamakla, birinci yılımızı doldurduk:) Assos ve çevresi, muhteşem manzaralar, gün batımları ve nereye gidersek gidelim karşımıza çıkan güzel insanlar, hayvanlar ve tabiat ana sayesinde gözkamaştırırken, tepenin sonundaki Athena tapınağında yeninden kutsanıp döndük yuvaya....

Bekliyorum

Resim
Bekliyorum. Etrafımda olan bitene müdahele etmeden bekliyorum. Sessiz ve meraksız, Sakin ve pervasız Durup beklemeyi Öğretti bu hayat bana. Sıkılmak şöyle dursun, Kendimi köklerini derine salmış Bir ağaç gibi hissediyorum Bekliyorum. Neyi beklediğimin bir önemi olmadan. Hayatın bana sunduklarını izlemek için Bekliyorum. Bekleyişimdeki sessizlikte büyüyor gökyüzüne uzanan kollarım. Ve binbir boyut aşarak dokunuyor uzaklara. Bekliyorum, harektesizce, öylesine var olurcasına Gitmek için değil, durmak için ve Kendimde son bulmak için Bekliyorum.

Komik ve spontan bir öğle arası:)

Bugün "hadi" dedik iş arkadaşlarımla, "öğle arası Güzelbahçeye gidip balık ekmek yiyelim!" Atladık arabaya doğru bizim eve yakın salaş balıkçıya. Deniz kenarında plastik beyaz masalara oturduk, ekmek arası balık ve şalgam sularını söyledik, afiyetle yerken bizim yörenin meşhur rüzgarı başladı. Püfür püfür, üfür üfür eserken paat diye benim şalgamın şişesini devirdi, açık renk pantalonumun üstüne döktü! Pantalon oldu sana kasap önlüğü:) Neyse ki eve çok uzak değildik, hep beraber bizim eve gidildi, arkadaşlar kedi severken ben üzerimi değiştirdim, pantalonu makineye attım, biraz sohbetten sonra arabada şen şakrak şarkı söylereyek okula geri döndük. Komik bir öğle arasıydı:)Sürreel ve tutarsız:)Bunu niye yazdın derseniz, günün sözü ile bağdaştı da ondan: Kararlarla yaşayan kişi asla özgür olamaz. Her zaman geçmişle sınırlandırılmıştır çünkü karar geçmişte alınmıştır. Gelecek için karar alamazsın çünkü gelecek bilinemez ve karar ne olursa olsun geçmişle sınırlandırıl...

Sakinliğin içinden

Resim
Mezuniyet sergileri ve notların teslim edilmesi derken, bir dönem daha bitti. Bu sabah erkenden geldiğim ofisimde sabahın ılık rüzgarı içeri girdi. Binada henüz kimse yok. Ben de yalnızlığın tadını çıkarıyorum, Armand Amar müzikleri eşliğinde. Birkaç gündür kendime daha çok vakit ayırabilmenin sevincinde, eskiden beri buraya yazdıklarıma bakıyorum. Ne çok anıyı kaydetmişim bu bloğa. Tatlı ve acıyı harmanlayıp içimdeki süzgeçten geçirip, özüme öğrettiklerini yazmışım. Ne çok insanla tanışmış ve birbirimize iz bırakmışız. Kaç kere kendimin dışındaki bir güç eşlik etmiş yazdıklarıma. Hayat beni nerelerden nerelere sürüklemiş, hiç ummadığım anlarda ve kediler hep eşlik etmiş tüm zamanlarıma... Arada tüm blog yazarlarının durup kendi sayfalarına bakmasını öneririm. Hayrete düşebilir, geçmişte yazdığınız bir sözün bugüne etkisini görebilir, hiç değişmeyen özünüzü daha iyi farkedebilir ve önemlisi de herşeyin kendi yaratımınızdan ibaret olduğunu idrak edebilirsiniz. Resim: Juli Cady Rya...

Kayıtsızca

Günbatımına çok az kala, hala güneşli ama serin bir hava altında, Zümrüt ile yeşil şezlongumuzda, gözlerimizi kapadık zamana. Herşey durdu içimizde. Dışımızdakiler yok oldu. O kendi zihnine ben de kendiminkine çekildik sessizce. Sakinliği davet ettik nefesimizden içeri. Bir pazar gününe yakışırcasına, sessiz ve kıpırtısız, varolduk beraberce. Etrafımızdaki tüm telaş, merak ve korkuları attık yaklaşan gecenin çukuruna. Ve ben, Zümrüt'ün bilişini izledim kendimce. Dedi ki: Zaman gelecek, dünya denen gezegenin üstünde daha nice dönüm nokaları yaşanacak elbet...zaman gelecek, hepsinin ne kadar geçici, ve sonsuzluğun içinde ne kadar minik olduğunu kavrayacağız belki... Biz bu günü sadece var olmak için seçtik, bir ağaç gibi, kayıtsız, bütün ve çıplak...