14.3.06

önce ki "mi" ye cevaben

Bebeklikten yetişkinliğe doğru çıktığımız yolculukta bilinçaltımızın
ailemiz ve etrafımız tarafından programlanır ve böylece filtre
diye tanımlayabileceğimiz bir yapı bize yerleşir.
Dolaylı deneyim, 5 duyuya ulaşan dışsal verilerin bu
filtrelerden geçerek yorumlanması ve algılanmasıdır. 3 ana filtremiz
vardır. Genelleme, bozma ve silme... Bu 3 filtre hızlı öğrenmemizi
kolaylaştırırken bir yandan da farkında olmadığımız düzlemde bizi
sabote eder. Mesela ilk defa bir sandalye gördüğümüzde, genelleme
filtresini kullanarak ondan sonra gördüğümüz bütün sandalyelerin ne
işe yaradığını biliriz, tekrar tekrar sandalyeyi her gördüğümüzde
onun ne işe yaradığını öğrenmemiz gerekmez... Fakat bir ilişki
yaşarken partnerimizle yaşadığımız olumsuzluğu da genelleyip "Bütün
erkekler/bütün kadınlar aynıdır" şeklinde ki kısıtlayıcı bir
genellemeyi oluşturmamızda yaygın rastlanan durumlardandır.
Bu filtreler ve meta programlar diye ifade edilen bilinçaltına
yerleşmiş ana karakter programları kullanıldığında oluşan durum her
zaman dolaylı deneyimdir ve dolaylı deneyim, bütün sorunların,
travmaların, korkuların, üzüntülerin, mutsuzlukların, huzursuzluğun
temel sebebidir.

Doğrudan deneyime gelince. Bu, "Düşüncelerin, duyguların,
hayallerin, arzuların olmadığında sen kimsin?" sorusuna verilecek
cevabın içeriğidir. Bilinçaltınızdaki bütün programları kendinizin
kontrol ettiğinizi hayal edin. Fikir dediğimiz yapı ise siz
çağırmadan bilincinize gelmiyor diyelim, duygular sadece siz izin
verdiğinizde oluşuyor diye kabul edelim ve siz izin vermediğinizde,
duygu, düşünce, hayal ve otomatik programlar çalışmıyor. Böyle bir
durumda, bir nesneye baktığınızda göreceğiniz şey nedir? O'nun
doğrudan deneyimidir. Buddha'nın her şeyi "OLduğu"
gibi görmek olarak ifade ettiğ durum "Doğrudan
Deneyimdir" ve "Öldüğün zaman geride bırakacağın hiç bir şey sen
olamazsın" kuralı gereğince, bütün sahte kimliklerin ortadan
kalkmasıyla deneyimlenen, boşluk, sessizlik ve dinginlik halidir.

Bülent Altınkaya

2 yorum:

Zoe dedi ki...

'bosluk, sessizlik ve dinginlik' ölümü tarif eder gibi. kötü niyetim yok, severim kendilerini.
...
buradaki 'virtue'yu anladim anlamasina
bir an sürdü.
dogrudan deneyim oyle birsey
bir an.
cunku deneyimledigin an hemen ötekilere karisiyor
karisiyorlar
kesinligini ve kesintisizligini kaybediyor.
'ani' oluyor.
hemen baska multiplicitylerle birlesip doguruyor
dogurduklari hemen daha doguruyor
...
o örgü hayat ama
hayat pratigi
1+1+1+1+1+1+1.....+n
...
dogrudan deneyimin baska bir realm var saydigindan supheleniyorum...
su an.

Fuliyama dedi ki...

An'ın yakalanmaması, bir fotografta bile imkansız.(Ne de olsa fotograflar bakıldıkları anda var olurlar, cekildiklerinde diil?)

Ama bu yakalamama hali
ne düsüncelerle, ne yargilarla, ne kaybetmemek icin dört elle sarılarak, onu deneyimlediigimiz haldir sanki...