17.1.07

Su

Hoşuma gitti mail listesine gelen bu yazı...
Şu sıralar bulanık bir su iken, pes etmemeyi hatırlattı bana...

SU DA YORULUR.

Ayaklarimi dermansız kılan sey neydi?
Hareket ettirmeyen. Adım attırmayan. Öz degerimi düşüren. Özgüvenimi aşağı ceken.

Düşüncelerin dedi. Korkuların. Olumsuz düşüncelerin. Bir daha olmayacak diye fısıldayan. Bu son diyen. Hepsi aynı. Her şey aynı. Uğraşmak bosuna. Anlamı yok diyen. Bunlar tüketiyor seni. Bir amaç yoksa devinim de yoktur. Anlamı olmayansa amaç degildir. Onu niçin yapman gerektiğine ilişkin hatırı sayılır ve ikna olacağın bir anlam. İhtiyacın olan bu.

Ne zamandir yanimdaymis. Konusunca fark ettim. O konusunca ona yoneldim. Dusuncelerimle bogusmaktaydim. Sabah kalktigimda yorgundum. Bedenim butunlukten yoksundu. Kollarim, bacaklarim, basim hepsi kendi basina buyruk gibiydiler. Birisi devinmek istiyor digeri uyusmak sanki. Hepsi baska bir yone yonelmis. Komutadan yoksun askerler gibi.

Dogru der gibi basini salladi. Eger emrin altindakilere bir harita vermezsen, hedef tayin edip bunun ne anlama geldigini anlatmaz ve onlari ikna edemezsen hareket etmezler, emrini dinlemezler. Hareket etseler bile cabuk yorulurlar. Surekli gucsuz, yorgun ve takatsiz hissederler kendilerini. Zevk almazlar yolculuklarindan. Yasamlarindan. Etkili, enerjik, dengeli, neseli yurumelerini ve yasamalarini istersen bunu yapmaya deger bir anlam yuklemelisin yolculuklarina. Yasam gibi. Yasam da bir yolculuk degil mi?

Anlami mi yitirdim ben? Ne zamandir durgunum. Akmayan bir su gibi uzerimde pislik mi biriktirdim? Durdukca kirlendim. Kirlendikce durdum.

Bir sey soylemedi. Kendi dusuncelerimle mesgul oldugumdan sanki biraz daha bekledi. Kulagimi tam acincaya kadar. Gönle kulak yoluyla ilac verme zamaniydi aslinda. Durdum. Durdurdum. Tamamen ona yoneldim. Hatta tum bedenimle. Konustu:

Su durdu mu pislenir. Pislenince de duygu ondan igrenir, onu istemez (Mesnevi.5/200.)
Eller, ayaklar ve diger organlar askerler gibi durdugunu hisseder. Onlari harekete gecirecek olan seyse duygular. Motivasyonun kaynagi duygudur. Motivasyon hatta iki duygu arasinda kalan devinimdir. Devinimin bir anlami varsa ve o devinimin sonunda yasanacaklar anlamliysa, buna inaniyorsa var gucuyle devinirler. Yorulma bilmezler. O yuzden komutanin, padisahin inanilirligi da onemlidir. Sadece anlam yuklemesi yetmez aslinda, yukledigi anlamlarin da inanilir olmasi gerekir.
Durunca kirlilik artar ve duygu kendinden igrenmeye kendinden uzaklasmaya baslar. Ardindan kendine kizginlik ve ofke baslar. Bazen bu ofke kirletenlere yonelir. Bununla kendini korumaya calisir. Fakat nafile, eninde sonunda kendine donecektir ofkesi, kizginligi. Halbuki kirlenmek normaldir. Mademki su olmayi kabullenmis. Kirletecekler. Kirleri sudan baska ne temizler ki. Su yerine kir olmayi mi tercih edersin?

Hayir dedim. Su olmak kir olmaya yegdir.

O zaman dedi. Su oldugundan dolayi sikayet etmekten vazgec. Yeniden temizlenip akisa gecmeye odaklan.

Anlamli geldi. Bana bir hedef tayin etmeye ve bir amac belirlemeye baslamisti bile. Bu bile gulumsetti. Ellerimde ve ayaklarimda bir canlilik belirtisi hissettim. İlk adim temizlenme istegi.
Iyi de nasil? Nasili ben demedim. Yere bagdas kurup, basini one egip duran adam soyledi. Belli ki kirletenlerle mesguldu. Neye yarayacak ki dedi. Katiligi ve inatciligi can sıkıcıydı. Yumruklarimi sıktım. Elimden tuttu. Dur dedi. Uzunca bir zamandir hikaye anlatan bir masalci gibi, sözun orta yerlerindeymis gibi, onunla ilgisizmis gibi, hikayede sozu gecen birine seslenirmis gibi konustu:

A inatci, sen inat ettikce onlar da ederler. “Sen onlari bekleyedur onlar da bekliyorlar!..(Mesnevi.5/260)

Anlayanaydi sozu. Sonra tekrar bana dondu:

Ey kalp hastasi, ilaca saril. Butun tedbir, mizaci degistirmeden ibarettir.
Ey yemege rehin dusup hapiste kalan, sutten kesilmeye tahammul edersen yakinda kurtulursun.(Mesnevi.5/294-295)

Bu laflari cok duydum dedi adam. Bos lafa karnim tok. Olmuyor. Olmuyor. Beni kimse anlamiyor. Bunaldigim daraldigim da yanima kar kaliyor. Daha devam ediyordu ki konusmasina. Uzaklasalim dedi. Yanindan uzaklastik. Oturdugu yerdeki aci tahammul edilemeyecek hale gelinceye kadar devinmeyecek dedi. Su olmayi kabullenmedigi surece kir kalacak. Biz isimize bakalim. Sonra biraz da gulumseyerek ilave etti:

Tanri aleme ne de hos, ne de guzel bir sofra yaymistir. Fakat o sofra, asagilik kisilerin gozlerinden pek gizlidir.
Alem nimetlerle dolu bir bag olsa fare ve yilan yine toprak yer.
Ister kis olsun ister bahar, onlarin gidasi topraktir. Fakat sen varligin beyisin, nasil olur da yilan gibi toprak yersin?
Tahtanin icindeki kurt, kimin boyle guzel helvasi var der.(Mesnevi.5/300-303)

Su olmak ne demek? Sordum. Bilmeyi istedim. Basimi oksadi. Gozleri once gozlerime ulasti sonra da gonlume.

Su, birisinden altin keseleri calmis, nerede bir muflis diye her tarafa kosan birine benzer.
Yahut bitmis otlara dökülür; yahut bir yüzü yunmamisin yuzunu yikar.
Yahut da denizlerde elsiz ayaksiz gemiyi hamal gibi basinda tasir.
Onda yuz binlerce ilac gizli. Cunku her ilac oldugu gibi ondan yetisir gelisir.
Her incinin cani, her tanenin gönlü, bir eczane gibi olan suda yurur durur.
Yeryuzu yetimlerini o besler, kuruyup kalmis kisileri o yurutur.
Fakat mayasi bitti mi bunalir, yeryuzunde bizim gibi sasirir kalir.(Mesnevi.5/210-216)

Son cumle banaydi. Mayasi bitince yeryüzünde bizim gibi sasirip kalir. Bizim gibi dedigi ben. Su da yorulur. Kirlenir. Duraganlasir. Lanetler yagdirip kirlerden sikayet etmek degil cozum. Temizlenip maya tutup yeniden akmak gerek. Bunlari ben soyledim. Sonra utanip bagislayin der gibi yuzune baktim. Mahcup. Bu kez uzaklara bakiyordu.. Nasil diye sormustum ya. Bulandiktan sonra nasil temizlenir su? Anlatti:

Icten feryada baslar; Yarabbi, bana ne verdiysen verdim, yoksul kaldim.
Sermayemi temize pise doktum sarf ettim. Ey sermaye veren, daha yok mu?
Tanri buluta onu iyi bir yere gotur der. Gunese de ey gunes der onu yukariya cek!
Onu turlu turlu yollara surer, nihayet ucu bucagi olmayan denize ulastirir.
Bu sudan maksat velilerin canidir. O can, sizin kirliliklerinizi iyiden iyiye yikar, aritir.
Yeryuzundekilerin hiyanetliklerinden bunaldi mi yine arsa, temizlik bagislayana gider.
Yine o taraftan etegini ceke ceke gelir, o okyanusun temizliklerinden yeryuzundekilere ders vermeye kosar.
Halkla karismadan yoruldu mu o sefer “ey Bilal, sesinle bize bir huzur ver, bir istirahat ver.”
Ey guzel sesli Bilal ezan okunan yere cik, goc davulunu cal der.
Can sefere gitti beden kiyamda. Bu yuzden namaz bitince selam verilir iste.(Mesnevi.5/217-226)

Ayaga kalkti. Gitmeye koyuldu. Giderken unutma dedi:

Tortu gucluktur, safi da kolayligi. Saf, hurmaya benzer, tortu da hurma caglasina.
Gucluk kolaylikla beraberdir, kendine gel, umidini kesme. Bu olumden sonra hayata yol var.
Ogul ferahlamak istiyorsan cuppeni yirt da o safliktan hemencecik bas cikarsin.
Sofi safligi dileyen kisidir. Sofilik, sof elbiseyle, terzilikle, yavas yavas yurumekle olmaz.( Mesnevi.5/360-363)

Dr Faik Özdengül

4 yorum:

Adsız dedi ki...

suyun canı yok mudur
yoktur ki konusmaz
kolun konusmaz, bacagin konusmaz
eger olsaydi dilleri
'bildigini bilmezden gelme' derlerdi
ama onlarin sırları yoktur ki konussunlar;
sen konusursun.


(yazi serbetli:)
/oz.

Fuliyama dedi ki...

Bacak da konuşur, kolda.Sadece kendi dilleri vardır onların. Sırları da...
Duyabilmek için, dinlemeyi bilmek gerekir...alışık olduun dilin ötesine gidebilmek için..

Adsız dedi ki...

duyabilmek icin dinlemeyi bilmek yetmez, derim.
cocugun meraki, aslanin yüregi, bir de karganin adaleti gerekir...

/oz.

Fuliyama dedi ki...

belki de bu bahsettiklerindedir "dinlemeyi bilmek"...