7.9.08

Sıyrılmak ve Beklemek

"Konuşuyoruz, konuşuyoruz ve hiç aklımıza getirmiyoruz ki, sözcüklerin gerçekten var olmak için dinleyişle beslenmeleri gerekir."
Susanna Tamaro'nun bu cümlesini okuduktan sonra, "susmanın" ve "dinlemenin", gündelik hayatın bizi içine çeken "zamansızlığını" aşmak olduğunu hissettim. Yaşamak, kendimize, sevdiklerimize ve susmaya zaman ayırmaktı. Belki de sadece gün batımına bakarak, bir ağacın yapraklarında kaybolarak, bisikletimizle giderken bizi okşayan rüzgarı selamlıyarak, ya da yanımızdan geçen bir çocuğunu başını okşayarak "kaybettiğimizi" sandığımız ama aslında kazandığımız anlardı yaşam...
"Zamanı anlayabilmek için, onun en derin manasını kavrayabilmek için, onu yorumlamak yerine, ondan sıyrılmayı bilmek gerekir", diyor Tamaro.
Bu güzel şehre yerleşeli tam bir yıl oldu ve ben bugün yeniden başladım. İlk kez gelmiş gibi bu şehre, yeniden soluyorum onun hem sakin hem hareketli enerjisini. Yanımda bana rehberlik eden eski ruhdaşımla, yeni yollardan geçiyor, yeni kapılardan giriyorum. Geçmişdeki beni ve beni ben yapan tüm benlikleri, ait oldukları yere bırakıyor...ve bekliyorum.
"Çünkü bir tohum aylarca toprakta sessizce yatabilir ama bu karanlık bekleyiş içerisinde suyu arzulamaktan, onu beklemekten vaz geçmez. Suyu ve kabuğunu kırarak yukarıya doğru gelişmesibe, ışığın ve soluğun evrenine yükselmesine yardım edecek gücü bekler.Başlangıçtan beri üstlenmek üzere dünyaya çağrıldığı formu nihayet keşfetmek için bekler."
Susanna Tamaro, Her sözcük bir tohumdur.
İzmir, 06 Eylül 2008

Hiç yorum yok: