3.3.10

Bursa (devam)







Eveet sonunda otelime döndüm ve yoğun bir günden arta kalanları aktarabilme zamanındayım.
Tam bir gürültü ve kargaşa bombardımanı olan fuardan saat 4 gibi kaçarak kendimizi bıraktığımız Bursa sokaklarından kamerama yakalananlar arasında tabi ki Ulu Camii ve upuzun süregiden çarşılar da var. Bursa'nın havası Ankara gibi serin, akşamları. Tanıdık bir siması var hiç gelmemiş olsam da, ya da gelip de unutmuş...eteklerine yerleştiği Uludağ'ı da sizlerle paylaşmak yarına nasip olsun diyerekten ayrılıyorum kısa ve öz, tekrar buluşmak üzere...

5 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

Bursa geçmişi ile şimdisi ile çok canlı bir şehir. farklılıkları barındırması, farklı alternatifler sunması çok hoş. Çok kabullenici bir şehir gibi geliyor bana bu özellikleri ile. Tıpkı hoşgörülü insanlar gibi. Dağ, deniz ve ormanı bir arada sunması harika. Keyfini çıkar. Benim yerime mutlaka bir iskender ye ama olur mu?

düş dedi ki...

eheh Guguk kuşu bende oraya gidilir ve Atatürk caddesindeki hakiki iskender kebapçısının eski sandalyeli küçük ama sıcacık mekanında döner yenir diyecektim ama bunu fulime öneremeyiz, çünkü o bir vejeteryan:)
muckaaa:)

guguk kuşu dedi ki...

hadi beeee, neyse canım oda bol köpüklü bir türk kahvesi ile idare etsin artık.

Fuliyama dedi ki...

aaa sıkmayın canınızı zira o hakiki iskender kepapçısında vejetartenlere çözüm üretilmiş et yerine dotates patlıcan ve biber konularak servis yapılan muhteşem soslu iskenderleri var ki et yiyenler asıl onun tadına baksın:))))!

guguk kuşu dedi ki...

iyi fikir valla ve sağlıklı, keşke ben de et yemeyi bırakabilsem. ruhum ve bedenim daha zinde olurdu diye düşünüyorum.