8.7.10

35 Fu 580

Eskiden arabanın sürücü koltuğunda oturmak biraz tedirgin ederdi beni. Zaten onyedi yılda üç beş kez oturmuşluğum vardı o koltuğa. Arka koltukta oturup hayallere dalan tiplerdendim ben daha ziyade. Ama koşullar ve seçimler gereği, artık Fu'mun ön koltuğunda, her sabah önce limon ağaçlarıyla çevrili bir toprak yoldan, sonraysa yükseklerden denize açılan otoyoldan gidiyorum işe. Ve fark ediyorum ki: Yolda giderken sonsuzluğa açılan "ileriye" konsantre olmak, bir nevi meditasyon...

Ev den ilk çıktığımda beni karşılayan ağaçlıklı toprak yolda giderken, aralıyorum pencereyi ve rüzgarı davet ediyorum içeri, cırcır böceklerinin sesi eşliğinde. Otoyola çıktığımda hız yüzüden penecereler kapanıyor, yerini klimanın serinliği alıyor ve iyice sesini açtığım müzikler benliğimi sarıyor. Sonra ver elini özgürlük hissi:)
Arada bağıra bağıra şarkı söylediğim de oluyor, Fu'mun kulaklarının pası gidiyor:)
Yolda giderken aldığım sorumluluk beni daha da dinç yapıyor. Sonunu önemsemeden "an" da kalmama yardımcı oluyor.
18 yaşında aldığım ehliyeti bu sene kullanmak nasip oldu, herşeyin bir yeri ve zamanı varmış demek ki:)

1 yorum:

c'est l'heure du the ! ^^ dedi ki...

hey, bagir, evet, avaz avaz bagirarak sarki söylemek kadar güzel bir sey yok -^^-
benim ehliyetim yok, sürdügüm araç ise en küçüklerinden, bir scooter. Ama yol var ya, ayni söyledigin gibi, sabah önünde açilan yol (benimki köy çikisi, tarla + ormanlik, ve bir sonraki köy'ün girisi)... evet, sabahin yolu, bir keyifli oluyor. Pembe bir günesi örtmüs sis battaniyesinin altinda yatmis, dinlenen siyah beyaz inekler... hey, inek, havanin güzel oldugundan farkinda misin ? diye bagirmak var :-) (Yagmurlu kis havasindan bahsetmiyecegim :-(
Aksam yolu ise bir baska keyif : ormanlik araziden geçerken, gün boyunca yüklendigim bütün stres, omuzlarimdan birden bire kayip uçuyor, agaçlarin o siyah yapraklari arasinda kayip oluyor.
Hey, yol keyifli, evet, epey keyifli bir olay, kedi ^^