7.8.06

Bazı şeyler biter. Bitmesi hayatın akışıdır. Ama bizler çoğu zaman bir alışkanlığın esiri olur ve içimizde çoktan bitmiş olan şeyleri, sanki hiç bitmemiş, sonlanmamış muamelesi yapmaya pek hevesli oluruz. İlişkiler buna güzel bir örnektir. Bazılarının bitmesi gerekir. Yeni kapıların açılması, yeni bir doğuşun var olabilmesi için. Biterken izin vermek gerekir, hoyratca sarılmak yerine. Sevgiyle ve anlayışla bırakabilmek gerekir biten ve giden şeyleri..gitmesine izin vermek..sevgidir çoğu zaman...

Hayatımdan gidenlere ve hayatlarından gittiklerime, koca bir teşekkür, doğru zamanda ve mekanda hayatımda bulundukları ve içsel yolculuğumda bana ışık tutukları için....

9 yorum:

Zoe dedi ki...

sevdigim birisi bana söyle demisti:
"...kaybetmiş olduklarıma hiç üzülmüyorum benden başkası sahip olamaz onlara."

ondan beri, kimsenin bir yere gitmedigine inaniyorum.
:)

nilufer dedi ki...

Aslında sanırım kimse bir yere gitmiyor, çünkü evreninde senden başkası zaten yok...Senin farkındalık alanına giren herkes yine "sen", onun için aslında tam da bu sebepten, sanırım sen/ben de yok.O farkındalıkla gorduğun "sen"ler var, sana dokunan, seni acıtan, seni sevindiren..Gordüğün senler iki türlü girer hayatına, ya senin hallettiğin bir duygu durumunu sana göstermek için yada halledemediğin öğrenemediğin duygu durumunu yeniden yaşayabilmen ve kendini bütünüyle kabul edebilmen için, ikisi de uygundur...Sevgiyle kabul edişte...
nilufer

Fuliyama dedi ki...

Nilü,

Bazı seyler sadece teorik acıdan var oluyor. Yani bir seyi teorik olarak anlamak ve onu deneyimlemek arasında fark olabiliyor.Bu yüzden kitaplarda okudugumuz bazı söylemler birsey ifade etmiyor bana ve onların dilinden konusmak da icimden gelmiyor. Hayatıma girenlerden cok cıkanlara yer verdim bu yazıda. Çıkmasına izin vermeyi sectigim icin...

sevgiyle

Fuliyama dedi ki...

Zoe,

Bir seyin bitişi ile onu "kaybetmek" (ki böyle bir şey olduuna ben de inanmiyorum) aynı sey diil elbet. Kimse bir yere gitmiyor içimizde, sadece yerleri degisiyor:)

nilufer dedi ki...

Çok doğrusun Fujiyama, yalnız şunu da söyleyeyim ki her kitap kendi bakış açısını yansıtır ve okuyup etkilendiğim her söylem aslında ben de yansıma bulandır ve bazen kitaplarda birilerinin söylediğidir benim de ifade etmeye çalıştığım ve ben söylemişim yada kitap söylemiş pek önemi yoktur,okuduğunda senden bir yansımadır sonuçta.İçsel referansını paylaştın bende kendi içsel referansımla cevap verdim.Gerçekten bildiğim o dur ki, ayrilik diye bir şey yok sadece onunla beslenen düşünceler, duygular ve zihin var.Şimdilik böyle biliyorum..belkide bilmiyom bilmiiyimki )))
nilufer

Fuliyama dedi ki...

Nilü:)

Haklısın, ayrılık yok özde..ama şu da bir gerçek ki biz ayrılık illuzyonunu oynamayı kabul etmiş varlıklarız:) Bu durumda ayrılığı hissetmemiz normal, gerçek olsun ya da olmasın:)

ayrılık yok..ama ayrılık oyunu var

kisses from the playground

nilufer dedi ki...

ehehe en baba oyuncu benimmm beeaannn, muhteşem bi oyun oynayan da BEN'im, kendi oyununu seyreden garipde BEN'im ))Heee uygundur, bu dualite olmasa nasıl bileceğim BİR olmayı,varoluşta perdeyi kabul eden, her bişeyi unutup gelen, uçucu bir Öz'ü katı bir bedene demirleyip gelen her Öz, muhteşemdir.Muhteşemsin Fujii ben de seni öpiremm))
sevgimle..
nilufer

Erdem Ferit Baskaya dedi ki...

Ayak seslerinde geliş ve gidişler. Bazen bir heyecan, bazen bir hüzün. İnsanın içine konuk olan sesin yankısında başlıyor karmaşa, her gelen sesin gidip de içe dönüşünde.

Adsız dedi ki...

Sana söyleyecek tek bir sözüm var.Seninle bir kere karşılaştık ve sen bitmeyecek bir DOSTLUKSUN.